16 Ocak 2016 Cumartesi

MUTLULUĞUN TARİFİ

Dün tecrübedir, öğren. Yarın tahmindir, planla. Bugün fırsattır, kullan..

Sesini değil, sözünü yükseltmeli insan ! Çünkü gökgürültüleri değil, yağmurlardır yaprakları yaşatan.

MUTLULUĞUN TARİFİ


Niyet ettim aşka,sevgiye,sağlığa,bolluğa, berekete ve beni MUTLU eden ve GÜÇLÜ kılan herşeye....


BİR ÇAYA BAKAR
Uyanınca her sabah, 
Bulutlara selam ver.
Taşlara, kuşlara, atlara, otlara 
İnsanlara selam ver. 
Ne görürsen selam ver.
Sonra çıkarıp cebinden aynanı
Bir selam da kendine ver.


"Yaşam küçük şeylerden ibarettir ama eğer küçük şeylere mutluluk katabilirsen, toplamı muazzamdır."




Benim dunyam,
Hiç Bir zamann TOZ pembe olmadı...
Onu hep BEN boyadım...

Yaşamı dolu dolu ve özgürce yaşamak benim en doğal hakkım.Sevilmeye değerim.Yaşamı dolu dolu yaşamayı seçiyorum..


HOBİNİN TARİFİ
Hayatta nerede olursan ol,ne yaşıyor olursan ol,imkansızı başabilirsin.Hangi pozisyonda olursan ol,kalkabilirsin. Parasal ya da sağlık olarak ne durumda olursan ol, iş durumunda ilişkilerin ne durumda olursa olsun, orada kalmak zorunda değilsin.Ayağa kalkabilirsin.Dışarı çıkıp hayatını ilham veren bir hikayeye dönüştürebilirsin....
İST...E...İNAN...AL....


GÜZEL YAŞAMANIN TARİFİ
Dunyayi sirtindan indirince daha cabuk kosarsin.
Bak kuslara...
ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol
Gerçek korunma kabuklarınızın kırılması ile gerçekleşir.
Kirler ve süslerden arındığınızda sahip olduğunuz sonsuz ve güçlü ışık kaynağının cazibesi sizi koruyacak ve yolunuzu aydınlatacaktır.
Işığınızın aydınlattığı yolunuzda hiçbir güç sizi engelleyemez ve döndüremez.
Kendinizi açmanın içinizdeki kartallara özgürlüğünü vermenin zamanı geldi.


insanlar değişime karşı değildir ama değiştirilmeye karşıdır. bu dünyada değiştirme gücüne sahip olduğun bir kişi var oda SENSİN

Yaşamıni iyileştirmek isteyen herkes ilk önce olumlu düşünmeyi öğrenmelidir...
Çünkü düşünceler inançları, İnançlar davranışları, davranışlarda çevre ile etkileşimi etkiler...Zihni sağlıklı olanların, bedenleri de sağlıklı olur...Dolayısıyla olumlu düşünce hayatın kalitesini ve süresinide arttırır...






ÖZGÜRLÜĞÜN TARİFİ
sürekli olarak öğrendiğimin ve büyüdüğümün bilincinde olarak, yaşamımın her anında rahatım


"Başımla gönlümü edemedim eş,
Biri 100 yaşında, biri 25..."
İstediğin zaman ışığı söndür,senin karanlığını da tanır ve severim.

Hepinizin içinde aynı ışık var, aynı güçlü ve sonsuz ışık.
Ancak, çoğunuz farklı yollarla bu ışığınızın gücünü zayıflatmaktasınız.
Ya korku, endişe, hırs, rekabet gibi kirli duygularla bu ışığı örtmekte ya da pekçok gereksiz süs ile bu ışığı engellemektesiniz.
Israrla tekrar ediyorum ki “basit olan en değerlidir, sadelik gerçek zenginliktir”.


Hepimiz sözlerimiz ve eylemlerimiz yoluyla kendimizi bütüne katmaktayız. ağ bağlantısı, zaman ve mekan kısıtı olmaksızın. her an güncellenmekte. Dokunduğumuz şey bize dokunuyor


Ana Sana Çirkinsin Dediler ;
Bu Alemde Güzel Olan Ne Varsa Hepsinden VAZGEÇTİM . . .!
Sana şükür etmen için küçük ama değerli bir neden söyleyim!!
PARMAKLARINI OYNATABİLİYORSUN!


Cömert İnsan Sofrasınıda Ortaya Koyar ; Yüreğinide . . .
Cimri İse Sofrasınıda Malınıda Yüreğinide Saklar.!.
Ferhat Şimşek
Dünyadaki her insan her canlı birbirimizin eksiklerini tamamlayacak şekilde şekillenmişiz bir an önce bunu fark edip kendimize gelmeliyiz.


HER BABA DEĞİL


Yüzün de olmasaydı,
Dünyayı yumuşatan o yaz bulutu gülüşün..
Günlerim neye benzerdi,
Ya ömrüm?
Şükrü Erbaş
Kim olursak olalım, dünyanın hangi yerınde yaşarsak yaşayalım, ta derınlerde bir yerde hepimiz bir eksiklik duygusu taşımaktayız. sanki temel bir şeyimizi kaybetmişiz de geri alamamaktan korkuyoruz. neyin eksik olduğunu bilenimiz ise çok az.



 Icimden, cocukca bir duyusla;
Buyuklere kusum demek gecti...
Cahit Zarifoglu
Sevmenin ne anlama geldiğini biliyor musun?
SEVGi ENERJİSİ O KADAR Güçlüdür ki ..
Yüreğine DOLDUĞUNDA o derece neşe, coşku ve şükranla dolar ki artık onu içinde TAŞIYAMAZSIN
BÖYLECE .. SEVGİ senden taşıp çevrendeki tüm HERŞEYE yayılır;
Bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?
...İŞTE Bu, kendini iyi hissetmenin ve tüm yaşamla bir olmanın HARİKA duygusudur.
SEN Sevgi olduğunda Korku, nefret, kıskançlık, haset ve hırs, KENDİLİĞİNDEN yok olur
Çünkü, SEVGİ enerjisinin varlığında OLUMSUZ ve YIKICI güçlere yer yoktur.








Olur olmaz şeylerin üzerine durmayacakmışım.
Böyle emrediyor ilerleyen yaşım grin ifade simgesi
Süreyya Berfe
Kelebekler; o narin, o kırılgan, o rengahenk halleriyle ne kadar da nazlıdırlar...
Oysa bilir misiniz en gözükara savaşçılardır kelebekler...
Bütün ömürlerini bir güne sığdıracaklarını ...
bile bile çıkarlar kozalarından ve başlarlar çiçekten çiçeğe konmaya dağ bayır patika...
Gece onlara şehadet habercisidir...
......Gördükleri ilk ışığa ilk ateşe atarlar kendilerini...
Siz hiç yanmaktan korkup da geri çekilen kelebek gördünüz mü?
Çiçekler yağmur açar kelebek serpintisi bulutlarda her çiçek dağdır biraz,kelebeklerse gerilla...


Yokluğunuzdan korkacak insanlar biriktirin,
diğerleri her an gidebilir..'
-Ts Eliot



Iyi bir dost ruhuna çekilen temiz bir nefes gibidir..
Nilüfer A. Zontul
Hayatına fazla gün katmak elinde değildir. Ancak gününe fazla hayat katmak senin elindedir. Hayatından gün çalanlara değil, gününe hayat katanlara değer ver...

Bilmem kaç milyar insan varmış,kuru kalabalık!
Ben sadece sana kadar sayabiliyorum...


Hayat,
Aldığımız soluklarla değil,
Soluk kesen anlarla ölçülür..!
Dr.Moorehead Bob






















10 Aralık 2013 Salı

OLUMLU BAKMAK

Bazı anlar var ki sorumluluklarımızı yerine getirmek, zorluklarla başa çıkmak için kendi irademizi (bilincimizi) kullanmamız ve gayret ederek kendimizi harekete geçirmemiz gerekmektedir.
Bu demektir ki bedenimizin üretmeye alışık olduğu biyokimyasallar ve enerji, içinde bulunduğumuz durumun üstesinden gelmemiz için yetmiyor. Böyle durumlarda hayata daha olumlu, daha ümitli bakmak işimizi kolaylaştırıyor.

İnsanoğlu bir yere kadar kendini programlayabilen, değiştirebilen bir varlık. Ve biz bu sınırı bilmiyoruz. İnsanoğlu müthiş bir enerji potansiyeline sahip. Kişi, içindeki potansiyeli ne kadar çok ortaya çıkarabilirse zorlukların üstesinden o kadar çok gelmekte ve yapmak istediklerinde de o kadar başarılı olmaktadır.

Enerjinin ortaya çıkarılması kadar yerinde kullanılması da önemlidir. Bazı kişiler son derece enerjiktirler fakat bu enerjiyi uygun şekilde kanalize edemeyince verimsiz olurlar. Bu durum bir huzursuzluk da meydana getirir. Bu sebeple enerjiyi uygun şekilde kullanma alışkanlığı kazanmak da gerekir.

Günlük hayatımızda daha başarılı olmak, sağlığımızı kaybetmemek veya kazanmak, insanlarla iyi ilişkiler içinde olmak, kendimize güvenimizin artması hep içimizdeki pozitif enerjiyi açığa çıkarmayla ilişkilidir. Şöyle bir düşünün, omuzlarınız ve kollarınız düşük, neredeyse bir adım bile atmak istemiyorsunuz.

O gün de o kadar çok yapılacak işler var ki: Aynaya bakıyorsunuz, yavaşça arkaya geriliyorsunuz, derin bir nefes alıyorsunuz. "Biraz canlanmam gerekiyor" diyorsunuz. Omuzlarınız şimdi daha dik. Bakışlarınız daha canlı. İşte bu durumda siz pozitif enerjinizi harekete geçirmiş oluyorsunuz.

Eğitim, hayat boyu devam eder. Stres zihinde düşünce bozukluklarına yol açarken eğitimde verimliliği azaltır. Pozitif enerji, hayata olumlu bakan, inanan ve başarmak isteyen, öğrenmek için bir amacı olan kişilerde daha fazladır. Bu da doğal olarak başarıyı getirir.

Hayata olumlu bakmak, olumsuzlukları hiç görmemek değildir. Olumsuzlukları görmek, tedbir almak için gereklidir. Birçok sıkıntılı durumun üstesinden gayret etmekle gelinebilir. İnsanoğlu hayatta karşılaşabileceği olumsuz durumlara da hazırlıklı olmalıdır, bu hayatın doğal bir parçasıdır. Fakat olabilecek olumsuzluklara odaklanmak kişinin yaşama sevincini ve enerjisini azaltmaktadır.

Pozitif enerjiyi açığa çıkararak karamsar düşüncelerden kurtulmaya çalışan, hayata gülen gözlerle bakabilen, gayret etmeyle kazanabileceği güzel özelliklere, güzel şeylere odaklanan kişinin bağışıklık sistemi kuvvetlenir. Nitekim tebessüm, seretonin gibi mutluluk verici hormonları artırır. Hayatın hep kötü yönlerini gören karamsar kişiler ise hastalıklara daha açıktırlar.

Pozitif enerji, travmayla başa çıkmayı kolaylaştırıyor.
Kişi yaşama gayesini ve sınırlarını bilerek hayata ne kadar olumlu yaklaşır, olumlu tarafları daha çok görür ve kendine düşeni yapmaya odaklanırsa zorluklarla da o kadar kolay başa çıkabiliyor. Bu durumda travmalardan sonra yaşanan stres bozukluğu ya hiç görülmüyor ya da daha kolay atlatılıyor.
Bu gibi durumlarda profesyonel yardım ve tıbbî tedavi gerekse de daha kısa sürede sonuç alınıyor.
Kişi pozitif enerjisini ortaya koyarak yani olaylara umutla yaklaşarak ve iyileşeceğine inanarak kanser gibi ciddi hastalıkları da yenebiliyor. Pozitif enerji, enfeksiyon hastalıklarının tedavisini de kolaylaştırıyor.

İŞTE MUTLU ÇALIŞMA


Eğer daha mutlu olacağınız bir işe özlem duyuyorsanız, seçtiğiniz kariyer yolundaki ilk çıkıştan kaçmaya çalışmayın. Çalıştığınız işte mutlu olmayı deneyebilirsiniz…
www.monster.com.tr internet sitesiyle Türkiye’de hizmet vermeye başlayan online kariyer ağı Monster, adayları yalnızca kendilerine uygun, hayalini kurdukları şirketlerin iş fırsatları ile buluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda onlara kariyer hayatlarında ve kişisel gelişimlerinde rehberlik ediyor. Eğer daha mutlu olacağınız bir işe özlem duyuyorsanız, seçtiğiniz kariyer yolundaki ilk çıkıştan kaçmaya çalışmayın. İşte Monster’dan çalıştığınız işte mutlu olabilmeniz için 10 basit ipucu…
1. Kişisel problemlerinizi kişisel tutmaya özen gösterin: Kişisel meselelerinizle  fazlaca uğraştığınız zaman işinize konsantre olmakta ve mutlu olmakta güçlük çekersiniz. Hiç kimsenin kişisel yaşamı tamamıyla problemsiz olamaz, öncelikle bunun farkına varın.  Nasıl eve gittiğinizde işi unutup, kendinize ait zamanın değerini bilmeniz gerekiyorsa, aynı şekilde işte de işinize odaklanabilmeniz ve verimli olabilmeniz için kişisel sıkıntılarınızı evde bırakmalısınız.
2. Ofisinizi yuvaya dönüştürün: Günün en az 8 saatini işinizde geçiriyorsunuz -ki bu süre muhtemelen yatağınızda geçirdiğiniz süreden daha uzun.- Bu yüzden ofisinizi size ait kılın, çalışma alanınızı şirket politikası izin verdiği ölçüde kendinize göre dekore edin ve ofisinizde olabildiğince konforlu ve rahat olmaya çalışın. 

3. Kendinize bir ofis destek sistemi kurun: Sizinkine benzer geçmiş ve hayat tarzlarında olan iş arkadaşlarına sahip olmak, ofiste üzerinizden çokça baskıyı alacaktır. Duygularınızı sizi anlayan kişilere dillendirebilmeniz, stresinizi büyük ölçüde azaltmanıza yardımcı olacaktır.

4. Sağlıklı beslenin ve bol bol su için: İyi beslenmek ve bol bol su içmek işyerinizdeki enerji ve genel tutumunuzda büyük fark yaratacaktır.

5. Organize olun: Elinizdeki iş yükünü tamamlamak için kendinize bir program çizelgesi hazırlayın. İş yükünden boğulduğunuzu ve nasıl başa çıkacağınızı düşündüğünüz, işteki memnuniyetsizliğinizi arttıracaktır.
Bu yüzden proaktif olup kontrolü elinize aldığınızda, kendinizi daha memnun, güvenli ve motive hissedeceksiniz.

6. Hareket edin: Ofiste masa başı çalışmak, bazen çok hareketsiz ve sabit bir iş hayatına sebep olabiliyor. Bu yüzden hem sağlığınız hem de mutluluğunuz için mesai süreniz içerisinde zaman zaman yerinizden kalkıp, biraz hareket etmeye gayret edin. 
7. İş arkadaşlarınızı değiştirmeye çalışmayın: Kimseyi değiştiremezsiniz. Yalnızca sizin onlara verdiğiniz reaksiyonu değiştirebilirsiniz. Başka kişilerin hareketlerinin sizi etkilemesine izin vermeyin. Sadece anlaşmazlıkları çözmenin yollarını arayın ve rahatsız edici durumların oluşmasını önlemeye çalışın.

8. Kendinizi ödüllendirin: İşinizin dışında kendinize bir ödül belirleyin. İster arkadaşlarla akşam yemeği, ister sinema, ister spor, ister manikür olsun arada sırada kendinizi şımartın. Evdeki stres nasıl işinizi olumsuz etkilerse, aynı şekilde hayatınızın olumlu yönleri de ofisteki modunuzu olumlu etkileyecektir, bunu unutmayın. 

9. Arada bir soluk alın: Ayaklarınız kapalı durun, kollarınızı yanlarda sabit bırakın ve derin nefes alın.  Gün içerisinde bunu sık sık tekrarlayın.

10. Pozitife odaklanın: İşte sevdiğiniz şeyleri belirleyin. Bunlar sadece sevdiğiniz iş arkadaşlarınız veya ofisinizde pencereden gördüğünüz güzel manzara gibi basit şeyler de olabilir.  Kişi kendi kafa yapısını kendisi yaratır. Eğer aklınızda işinizle ilgili sevdiğiniz pozitif noktalara vurgu yaparsanız, işiniz daha keyifli hale gelecektir. Negatif şeyler hakkında üzülmek sizi zaman içerisinde boğacaktır.

LAZIM

YAŞLILIKDAN VE YAŞLANMAKDAN KORKMAMAK LAZIM...

ABD'li ünlü komedyon George Carlin'in ilginç önerileri var:

1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy...


2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsız negatif insanlara 
yaklaşmayın.

3. Öğrenmeyi sürdürün. El işleri, bilgisayar, bahçecilik. Beyniniz
atıl kalmasın. Atıl kafa iblisin tezgahıdır. İblisin adı da,
Alzheimer'dir.

4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.

5. Sık sık, uzun uzun ve var gücünüzle gülün.

6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.

7. Çevrenizi sevdiklerinizle doldurun. Aileniz, kedi, köpek, kuş,
balık, müzik, bitkiler... Ne olursa. Eviniz, sığınağınız olsun! Tadını
çıkarın!...

8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse, üstüne titreyin. Bozuksa,
düzeltin. Siz kendiniz düzeltemiyorsanız, yardım isteyin.

9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve
yabancı ülkeleri dolaşın. Ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna
kapılmayın.

10. Sevdiğiniz insanlara, onları sevdiğinizi söyleyin. Her fırsatta
sevdiğinizi hissettirin.

11. Hiç unutmayın ki yaşam, aldığınız soluklarla değil, soluk kesen
anlarla ölçülür.

7 Aralık 2013 Cumartesi

MUTLULUK KAVRAMI

Mutluluk Kavramı 

MUTLULUK KAVRAMI
Mutluluğun öğrenilen bir duygu olduğu kanıtlandı.
İngiltere”de bir okul ilk defa müfredata mutluluk dersi koydu.
Araştırmacılara göre asıl mutluluk kaynağı: Arkadaşlık.
Bundan 30 yıl önce mutlu olmak daha basitti. Güzel bir yemek ya da yeni bir çift ayakkabı mutlu olmak için yeterliydi.
Ancak günümüzün materyalist toplumunda
seçenekler çoğaldıkça tatminsizlik, rekabet çoğaldıkça da huzursuzluk artıyor. Artık mutluluğu arayanlar soluğu çeşitli psikologlar,yaşam koçları, spirituel kurumlar gibi danışmanların kapısında alıyor. Oysa bilim dünyası mutlu olmak için yeni bir alternatifin kapılarını araladı. Bilim adamları mutluluğun öğrenilebilir olduğunu savunuyor.Yani sorunları gidermeye odaklanmak yerine, hayattaki mutlulukları fark etmek gerek. Peki bunu nasıl başaracaksınız? Cevabı basit: Mutluluk dersiyle!
Şükreden kazanır
Aralarında Harvard ve Cambridge gibi üniversitelerden profesörlerin de bulunduğu pek çok bilim adamı, mutluluk üzerine sürdürdükleri araştırmaların sonucunu açıkladı: Mutluluk öğrenilebilir bir duygudur. İnsanların duygusal reaksiyonları üzerinde şimdiye dek çok sayıda çalışma yapıldı. Mutsuzluğun sosyolojik ve psikolojik kaynaklarından, vücuttaki hormonal dengelere ve beyin taramalarına kadar birçok araştırma sonucunda artık insanı mutsuz yapan nedenlerin ne olduğu çözülmüş durumda.Uzmanlara göre bu sebepler ortaya döküldükten sonra bunları ortadan kaldırmak da pekala mümkün.
Pennsylvania Üniversitesi”nden Psikoloji Profesörü Martin Seligman mutluluğun evrim süreci içinde gittikçe azaldığını, koşulları sebebiyle modern insanın eskiye göre artık daha mutsuz olmasının normal olduğunu söylüyor: “İnsan beyni evrim sürecinde negatif düşünceye yöneldi. Örneğin ilk insanların tek kaygısı vahşi bir hayvanın saldırmasıydı. Çünkü bu onun için en büyük tehditti. Oysa günümüzde insan beyni artık rekabeti de bir tehdit olarak algılıyor. Yan komşusunun kapısının önünde yeni bir BMW gördüğünde kaygıya kapılıp mutsuz olabiliyor.”
Her gün sahip olduğunuz 5 iyi şeyi hatırlayın
Bilim dünyası mutluluğun sonradan edinilebilirliğini test eden araştırmalara da imza attı. Bu araştırmalardan birinde psikologlar deneklerden, sahip oldukları için şükran duydukları şeyleri bir günlüğe not etmek istiyordu. Sonuçta ortaya çıkan tablo şu oldu.  Her gün sahip olduğunuz için şükran duyduğunuz beş iyi şeyi hatırlarsanız kesinlikle daha mutlu bir insan oluyorsunuz! Dahası araştırma, bunu yapanların yapmayanlara oranla daha iyimser ve hedeflerine daha kolay ulaşabilen insanlara dönüştüğünü de söylüyor.
Düzenli spor antidepresan etki yapıyor
Bir başka araştırma ise düzenli sporun antidepresanlarla aynı etkiyi yarattığını ortaya koyuyor. Bu bilimsel çalışmalar sonucunda ABD ve Avrupa’daki 100 kadar üniversitede gençlerin mutluluğu yakalamasını kolaylaştırmak amacıyla akademisyenler tarafından “Pozitif Psikoloji” kursları da verilmeye başlandı. Okullara  ders olacak. Peki mutluluğun formülü bu duyguyu öğrenmekten geçiyorsa neden çocukluktan itibaren öğretilmesin? Neden okullarda da okutulmasın?
Okul eğitim programına mutluluk dersi
İşte İngiltere”nin Berkshire kentindeki Wellington Koleji de, bu açıklamalar ışığında böyle bir girişim başlattı. Okul, Eylül ayından bu yana müfredatında mutluluk dersine de yer veriyor. 14-16 yaş grubundaki öğrenciler haftada bir saat pozitif olma, hayattan keyif alma, güzellikleri fark edebilme sanatı üzerine dersler görüyor. Bu derslerde eski Yunan’dan bugüne mutluluk üzerine yoğunlaşan felsefi söylemler tartışılıyor, karakter canlandırmaları yapılıyor, yeteneklerin, duyguların ve enerjilerin paylaşımları derslerde önemli bir rol oynuyor. Okul müdürü Anthony Selden “günümüzde okullarda tek başarı kriteri yüksek not” diyor ve ekliyor: “Bu düzen içinde eğitimin daha geniş amaçları olduğunu unutuyoruz. Bu dersler duygusal zekaya odaklanıyor. Mutluluk dersiyle amacımız genel beklentiler içine hapsolmamış, materyalist bakış açısından sıyrılmış kendisiyle sorunlarını çözmüş ve ne istediğini bilen mutlu gençler yetiştirmek.” Kolej, bu girişimden başarılı sonuç alınırsa mutluluk derslerinin tüm sınıflarda okutulmasını planlıyor. Dersler amacına ulaşır ve dünya çapında yaygınlaşırsa gelecekte yüzümüzden gülümseme eksilmeyecek demektir.
Hangi mutluluk kaynağını seçmeli?
PARA? ÖNEMSİZ DEĞİL ÖNEMLİ DE DEĞİL
Bir yere kadar.
Araştırmalar paranın satın alabildiği temel ihtiyaçlar karşılanınca insanların mutlu olduğunu, ancak bu sürecin sonunda yine mutsuzluğa düştüğünü gösteriyor.
Yani parayla mutluluk olmuyor
.
Genellikle çok paraya sahip olan insan, zevklere yönelik bir çarkın içine hapsoluyor.
Mutluluğu zevklerine para harcayarak kazanmaya çalıştıkça, daha tatminsiz ve mutsuz birine dönüşüyor.
GENÇLİK? ÖNEMSİZ
Hayır. Gençlik mutluluk getiren bir özellik değil.
Araştırmalar, gençlerin orta yaşlılara oranla daha mutlu göründüğünü
ancak hayatlarından memnun olan ve en güçlü tatmin duygusu yaşayanların aslında yaşlılar olduğunu ortaya koyuyor.
EVLİLİK? ÖNEMLİ
Belki. Evlilik mutluluk getirebilir çünkü araştırmalar evli çiftlerin yalnız yaşayanlardan daha mutlu olduklarını gösteriyor. Ancak daha kolay mutlu olabilen insanların evlenmeye daha yakın olabileceği ihtimali, bu istatistiki bilginin güvenirliğini bir nebze sarsıyor.
ARKADAŞLAR? ÖNEMLİ
Evet. Illinois Üniversitesi”nde yapılan geniş çaplı bir araştırma en mutlu insanların arkadaşları ve ailelerine bağlı olan, onlarla vakit geçirip pek çok şeyi yine onlarla paylaşabilen insanlar olduğunu ortaya koyuyor.
SOSYAL HAKLAR VE GÜVENLİK? ÖNEMLİ
1995-2005 yılları sürecince yapılan istatistiksel çalışmalar şu sonucu veriyor. Mutluluk katsayısı en yüksek olan ülkeler Danimarka, İsviçre, İzlanda ve Finlandiya. Yani sosyal hak ve sosyal güvencenin en yüksek olduğu ülkeler. Danimarka’da ortalama mutluluk katsayısı 8.2 iken Zimbabwe’de bu oran 3.3!
PİYANGO KAZANMAK? ÖNEMSİZ
Hayır. Araştırmalar piyango kazanarak para ve mutluluğa kavuşanların bu ruh halinin en fazla bir yıl sürdüğünü ortaya koyuyor. Bir yılın sonunda ani gelen mutluluk uçup gidiyor ve insanlar genellikle eski haline dönüyor.
FELSEFİ SORGULAMALAR? ÖNEMSİZ
Büyük ihtimalle Hayır! Ünlü yazar ve filozof Albert Camus’nun sözlerine kulak verelim: “Mutluluğun

kaynağını aradığınız sürece asla mutlu olamazsınız.

Hayatın anlamını arıyorsanız asla yaşayamazsınız.”
Hayal gücü sınırsız bir çocuğun boyalarıyla yaptığı resim gibiyiz… Her gün bambaşka bir resimle, her renk, her duygu, her düşünce Güneş ülkesinde yeni şekil buluyor. Etrafınızı saracak renk demeti içinde siz de keyfe çıkın… Ve gökkuşağının altından geçer gibi bir dilek tutun mutlaka. Çünkü burası güneş ülkesi.
Psikolog  Dr. Davut İBRAHİMOĞLU

4 Aralık 2013 Çarşamba

HUZURLU OLMANIN YOLLARI



Hayal Kurun! Sabah uyanınca yataktan çıkmak için acele etmeyin. Gün içinde yapmanın sizi mutlu edeceği bir şeyin hayalini kurun. Bugün en yakın arkadaşımı arayacağım. Bugün güzel kedimin tüylerini okşayacağım. Bugün bahçeyi sulayacağım. Bugün köşedeki çiçekçiye uğrayıp bir göz atacağım… Hayaliniz yeni başlayan gün için sizi motive edecektir.

Bir Mutluluk Defteriniz Olsun!
Gün içinde sizi mutlu eden şeyleri her an yanınızda taşıyabileceğiniz bir deftere not edin. Tek kural deftere hiçbir kötü düşüncenin, hiçbir kötü anının giremeyecek olması. Gün içinde sayfaları karıştırmak yüzünüzü gülümsetecek. Göreceksiniz.

Mutlu Arkadaşlarınızla Buluşun!
Yalnızlığın sizi karamsarlığa ittiğini biliyorsunuz ancak karamsar bir ruh halindeyken de kimseyi görmek istemiyorsunuz değil mi? Bu döngüden kurtulmanın çaresi basit! Yalnızca kendinizi kötü hissettiğinizde, ihtiyacınız olduğunda değil, sık sık sizi mutlu eden arkadaşlarınızla buluşun. Unutmayın, mutluluk bulaşıcıdır!

Sevdiklerinizi Kucaklayın!
10 saniye ayrılan iyi bir kucaklamanın vücudunuzu hiç olmadığı kadar rahatlattığını fark edeceksiniz. Sevdiğimiz birisine sarıldığımızda vücudumuz oksitosin hormonu salgılar. Bu hormon sempatik sinir sistemimizi harekete geçirerek vücudumuzdaki gerilimi ve kaygıyı azaltır.

Olumlu düşünme ve hayal etme gücünüzün etkinliği, güvence, sevgi; iç huzuru, ihtiyaçlarını tatmin etmekteki başarınıza bağlıdır. Eğer siz kendinizi güven içinde hissetmiyorsanız, sevgi ihtiyaçlarınızı tatmin edemiyorsanız, olumlu düşünemezsiniz. İstediğiniz kadar kendinizi zorlayın, böyle bir ortamda hayal gücünüz etkili olmayacaktır. İnsanın tüm güvensizlik duyguları hep kendi aklının ürünüdür. Bundan korunmanın tek çaresi de kendinizi tanıyıp, kendinize sevgi ve saygı duymaktan geçer. Yaşamda korkulacak hiç bir şeyin olmadığına kendinizi inandırın.

Size kötülük eden, kötülüğe bulaşacaktır. Bu bir türlü tabiat kanunudur. Eğer siz yapılan kötülüğü haketmediyseniz, hiçbir şeyden korkmayın. Sonunda daima kazanan siz olacaksınız. Kısacası, daima iç huzurlu olmak üçüncü temel taşınız oluyor.

bir hikaye

VAKTİYLE, her türlü maddî imkâna sahip olmasına rağmen can sıkıntısı duyan, hayatın yaşanmaya değmez olduğundan dem vuran bir prens vardı. Kardeşleri, arkadaşları çalışır, gezer, ava gider, sohbetlere katılır, kitap okurken; bu prens bütün gün odasına kapanır, sürekli düşünürdü.

Kral, oğlunun bu haline çok üzülüyordu. Bir gün, ülkesinin en bilgin kişisini sarayına çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm bulmasını istedi. Bunun için bilgine bir hafta süre yerdi.

Yaşlı bilgin üç-dört gün düşünüp taşındı, aklına hiçbir çözüm gelmedi. Bu yüzden, biraz korku, biraz da mahcubiyet duyarak, ülkeyi terketmeye karar verdi. Üzgün ve dalgın bir şekilde ülkeyi terkederken, bir köyün yakınlarında koyunlarını ve keçilerini otlatan genç bir çobanla bir süre ahbaplık etti.

Bilginin kendisine gösterdiği yakınlıktan cesaret alan küçük çoban, yaşlı dostuna:

‘Amca, şu hayvanlarıma biraz göz kulak oluver de, ben şu görünen köyden azık alıp geleyim. Bugün yanıma azık almayı unutmuşum da...’ dedi.

Teklifi kabul eden bilgin, kafası kralın talebiyle meşgul bir halde hayvanlara göz kulak olurken, bir keçi yavrusu kenarında otlamakta olduğu uçurumdan aşağı yuvarlanıverdi. Bilgin aşağı inip onu kurtarma-dıkça, keçinin kendi kendine kurtulması mümkün değildi. Bilgin, küçük çobana verdiği sözü doğru dürüst tutabilmek için, keçi yavrusunu kurtarmaya karar verdi.

Dikkatli bir biçimde uçurumun dibine indi, önce yavruyu sırtına bağladı, sonra da tırmanmaya başladı.

Birkaç tırmanma başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak bilgin yılmadı. Uğraştı, didindi, zorlandı; ama sonunda yavruyu yukarıya çıkarmayı başardı.
Bu arada küçük dostuna verdiği sözü tutabilme, bunun için de yavruyu uçurumdan çıkarma çabası kafasını o kadar meşgul etmişti ki, kralın talebi karşısında yaşadıklarını unutmuştu.

Yukarı çıkıp da bu durumun farkına vardığında, aklında şimşekler çaktı. Şöyle düşündü:

‘Bir kimse bir işle ciddi ciddi meşgul olursa, o kimse için can sıkıntısından eser kalmaz.’

Bunun üzerine, bilgin ülkeyi terketme fikrinden vazgeçip hemen geri döndü ve kralın huzuruna çıkarak şu çözümü sundu:

‘Saygıdeğer kralım! Oğlunuzun can sıkıntısından kurtulmasını istiyorsanız, ona bir sorumluluk yükleyin. Oğlunuza yükleyeceğiniz sorumluluk ne kadar ciddi olursa, onun yaşama sevinci ve mücadele azmi o kadar fazla olacaktır.’